16 Ekim 2015 Cuma

Çin'in İşgal Altında Tuttuğu Ülkelerdeki Vahşet

Kültür Devrimi sırasında suçsuz yere idam edilen bir başka Çinli.
Maoizm'in vahşeti, sadece Çin halkına yönelik değildi. Çin tarafından işgal edilen veya daimi bir işgal altında yaşatılan halklar da kızıl vahşetin hedefi oldular. Bunlardan biri, Çin'in batısındaki "Uygur özerk bölgesinde", bir diğer ifadeyle Doğu Türkistan'da yaşayan Uygur Türkleri'ydi. Hem Müslüman oldukları hem de etnik bir azınlık oluşturdukları için Pekin rejiminin hedefi haline gelen Uygur Türkleri, Mao'nun iktidara geldiği 1949 yılından itibaren sistemli bir soykırımla karşılaştılar.
Uygur Türkleri'nin dini vecibelerini yerine getirmelerine izin verilmedi, ibadet yerleri ve okulları kapatıldı, bölgenin birçok yerinde din adamları tutuklandı, büyük bir kısmı ise öldürüldü. Çin, Uygur Özerk bölgesinde hiçbir önlem almadan nükleer denemeler yaptı. 1964 yılından bu yana 46 nükleer deneme gerçekleştirildi. Bu nükleer denemelerin sonucunda Uygur Türkleri arasında kanser oranı olağanüstü derecede arttı, pek çok çocuk sakat veya ölü olarak doğdu.
1949-1952 yılları arasında 2.800.000, 1952-1957 yılları arasında 3.509.000, 1958-1960 yılları arasında 6.700.000, 1961-1965 yılları arasında 13.300.000 Müslüman Uygur Türkü Çinliler tarafından çeşitli yöntemlerle öldürüldü. Müslüman Uygurların 1 taneden fazla çocuk sahibi olmalarının yasaklandığı Doğu Türkistan'da, bu yasağa uymayanların çocukları anne rahminde kürtajla katledildi.
Propaganda posterleri Mao'yu Çin'e doğan kızıl güneş olarak tanımlıyordu. Oysa Maoizm, Çin'e kıtlık, işkence ve "en zayıfların öldüğü" Darwinist bir arena getirmişti. Yanda: En az 50 milyon insanın katili olan Mao, ölmeden önceki son yıllarında.
Mao döneminde başlayan bu uygulamalar halen devam etmektedir. Zorunlu göç, zorunlu nüfus planlaması ve katliamlar neticesinde Uygurlu Türkler, Doğu Türkistan topraklarında azınlık konumuna düşürülmüştür. 1953 yılından bu yana sürdürülen asimilasyon politikası sonucunda Uygur Özerk Bölgesi'nde yüzde 75 olan Müslüman nüfus oranı günümüzde yüzde 35'lere kadar düşmüştür. Bugün 25 milyonu aşkın Doğu Türkistanlı Müslüman, Çin baskısı altındadır. Binlerce Müslüman siyasi tutuklunun bulunduğu bölgede gözaltına alınan insanlardan bir daha haber alınamamaktadır. Burada paragraf başı yapılmamıştı!
Komünist Çin rejiminin vahşet elinin uzandığı bir diğer ülke ise Tibet'tir. Tibet, Çin'deki komünist devrimin hemen ertesi yılı, yani 1950'de Çin ordusu tarafından işgal edilmiştir. Çin, burayı kendisine bağlı özerk bir bölge haline getirmiş, Tibetliler de bunu kabul etmişlerdir. Ancak Çin'in Tibet halkı üzerindeki baskısı giderek artmıştır. Çin yönetimi, Tibet köylülerini mahsullerini çok düşük fiyata satmak zorunda bırakmış, ülkedeki bütün önemli kurumlara Çinli yerleşimcileri atamış, en ufak bir direniş ifadesini çok kanlı ve zalim yöntemlerle bastırmıştır. Tibet'in Çin'e karşı direnişini yıllar boyu yöneten Dalai Lama, Çin komünizminin halkına uyguladığı vahşeti şöyle anlatır:
(Tibetliler) yalnız kurşunlanmakla kalmadı; öldüresiye dövüldüler, çarmıha gerildiler, canlı canlı yakıldılar, boğuldular, parçalandılar, açlıktan öldürüldüler, boğazlandılar, asıldılar, haşlandılar, canlı olarak toprağa gömüldüler, kollarından bacaklarından gerilerek parçalandılar ya da kafaları koparıldı.93

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder